All Stories
Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Birimi tarafından organize edilen ve “Eğlenerek Öğreniyoruz” temasıyla her yıl yaz aylarında düzenlenen yaz okullarımıza kayıtlar başladı.
20 Haziran – 5 Ağustos tarihleri arasında Ortaokul ve Lise öğrencilerine yönelik Türkiyenin bir çok şehrinde yapılacak ödüllü yaz okulumuzda; Kur’an-ı Kerim öğretimi, Temel Dini Bilgiler, Beceri ve Yetenek atölyeleri, Spor Kursları, Sanat ve Müzik Atölyeleri, Felsefe Atölyesi, Adab-ı Muaşerat, Doğa Kampları, Sosyal ve Kültürel faaliyetler yer alacaktır. Ayrıca yaz okulu sonunda düzenlenecek yarışma ile çeşitli ödüller verilecektir. Gençlerimizin yaz aylarını eğlenerek ve öğrenerek dolu dolu geçirmesi için Yaz Okullarımıza Kayıt Yaptırmakta Acele Ediniz
KURAMER Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ve Ahmet Ertürk 26 Mayıs Perşembe günü Genel Merkezimi ziyaret etti. Anadolu Federasyonu Yönetimi ile bir araya gelen heyet, kurumsal olarak yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmede bulundu. Dini düşüncenin modern zamanlarda idrakinin güçleştiği, dünün anlaşılmasının bugün ve yarının karşılanmasıyla mümkün olacağını dile getiren Bardakoğlu, ziyaretin ardından Anadolu Platformu gönüllüleri ile Divan Buluşmalarında bir araya gelerek katılımcılara hitap etti.
Konuşmasının başında KURAMER’in kuruluş felsefesi ve faaliyetlerini aktaran Bardakoğlu, konuşmasının çerçevesini ‘modern zamanlarda dini yaşamak’ olarak belirledi.
Ali Bardakoğlu konuşmasının devamında, ‘Zihnimiz tarihe hapsolmuş durumda, herhangi bir meseleyi geçmişe yaslanmadan söyleme ve çözme imkânımız yok. Halbuki dinimiz ileriye yönelik bir mesajla geldi.’ ‘Müslümanlık düşünmekle başlar. Bu mesaj neden geldi? Bana neden ulaştı? Bana ne diyor? sorularıyla yolumuzu aydınlatmamız lazım.’ dedi.
‘Kur’an-ı Kerim evrenseldir. Bir mekâna ve zamana hapsedemeyiz. Şayet İslamiyet Hicaz içinde kalsaydı, bu kadar gelişme imkânı bulamazdı. Arap geleneği açık bir yapıya sahip değildi. Lakin Irak bir zenginlik ortaya çıkardı. İlme açık kapı oluşturdu. Anadolu toplumunun en bereketli yanı da buydu. Farklı kültür ve görüşlerle temaşa etmesiydi. Bu bize zenginlik kattı.’
‘Allah öyle bir din gönderdi ki 21.yy’da da 121.yy’da da insana mesajı mutlaka vardır. İslam tüm çağlara hitap eden bir dindir. Din hayatın içinde olmalı, hayat da dinin içinde olmalı. Zihni geçmişte kalanlar çağımıza bir şey söyleyemezler. Din her yerde olmalı ama tadında olmalı.’ diyerek sözlerini tamamlayan Bardakoğlu katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.
Anadolu Federasyonu Genel İdare Kurulu toplantısı birim başkanlarının katılımıyla 15.05.2022 tarihinde federasyon genel merkezinde gerçekleştirildi. Birimlerin yapmış olduğu ve planlanan faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda 16.sı düzenlenecek Anadolu Buluşmaları için yapılan hazırlıklar birim başkanları ile paylaşıldı.
Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik buhranın sivil topluma etkisi, Ortadoğu ve Avrupa’daki savaşların insanlık ailesine olumsuz etkileri ele alındı. Ülkemizin yürüttüğü dış politikalar bağlamında, önemli çalışmaların varlığı sivil toplumun uluslararasılaşmasında önem arz etmektedir. Sivil toplum olarak sürdürülen faaliyet ve çalışmalara toplumsal ruhu katacak kültürel, sanatsal, sosyal ve ekonomik planlamalar yapmak gerektiği vurgulandı. Federasyona üye derneklerin her birinin yerelde ve ulusal çapta gerçekleştirdiği her türlü faaliyetin birbirini destekleyen, kendi içinde özgün ve bağımsız; bütünün parçası bağlamında kurdukları bağlarla bir bütün oluşturan faaliyetlerin önemine dikkat çekildi.
Düne göre daha iyi bir şekilde ve daha iyi bir süreç yaşamaktayız. İş birlikleri ve paydaşlıklar kuracağımız uluslararası sivil toplum kuruluşları ile uluslararası öğrencilere yaklaşımımızın temelinde hoşgörü ve saygı tutumları yer almaktadır. Her insan kültürü, inancı, dili bakımından özgür ve özgündür. Türkiye toplumu olarak kendimizden daha büyük bir değer ürettiğimizin farkındayız. Sanat, spor, çevre, ekoloji ve teknoloji gibi alanlarda daha şehirli bir çalışmaya odaklanmış durumdayız. İnsanlığa kazandıracağımız dijital dünyanın beceri ve yetkinlikleri ile insanlık medeniyetini yarınlara taşıyacağımıza inanıyoruz.
Anadolu Federasyonu olarak 2006 yılından beri düzenlediğimiz Anadolu Buluşmaları, coğrafyamızın değerli akademisyenlerinin, eğitimcilerinin, siyasetçi, yazar ve entelektüellerinin katkıları ile bu yıl 22-27 Ağustos 2022 tarihleri arasında Ankara Kızılcahamam Elis Otel’de gerçekleştirilecek. Bu yıl 16.cısı gerçekleştirilecek olan Anadolu Buluşmalarının ana teması “Dijital Çağ ve Dönüşen Dünya” olarak belirlendi.
Hızlı ve büyük dönüşümlerin yaşandığı bir çağın eşiğindeyiz. Günümüzde insan hayatı, yenilikçi teknolojilere giderek daha fazla bağımlı hale gelmekte ve dijital tabanlı teknolojik alanlar kaçınılmaz hale gelmektedir. Dijital çağ olarak da isimlendirilen bu çağı tanımlamanın ve tartışmanın birçok yararlı yolu olsa da varlığına dair açıklamalar hâlâ izaha muhtaçtır.
Dijital teknolojilerin sadece dünyayı değil, insanı, toplumu ve daha da önemlisi zihinleri değiştirip belirlemeye başladığı aşikardır. Dijital teknolojiler birçok işin yürütülmesi için mükemmel imkânlar sunsa da insani varoluş ve insan doğası için büyük sorular barındırmaktadır. Yeni yeni yüzleşmeye başladığımız ve tam olarak neye hazırlıklı olmamız gerektiği konusunda bir netliğe sahip olamadığımız dijital çağın, insanı ve toplumu nasıl dönüştüreceğine, gerçeklik algısını nasıl etkileyeceğine dair farkındalığın artırılması bugün için oldukça zorunlu hale gelmiştir.
Günümüzde yaşanan sosyal gelişmeler, özellikle halen etkisini sürdüren ve önemli sorunların yaşanmasına yol açan salgın süreci, ayrıca gittikçe her alanda etkili olmaya ve siyasetten topluma, ekonomiden kültürel yapılara kadar birçok unsuru dönüştürmeye başlayan dijitalleşme süreci, toplumun birçok unsurunu ve sivil toplum kuruluşlarının varoluş gereklerini, insan kaynaklarını, kapasiteleri, iş görebilme yeteneklerini de sorgulatmaya başlamıştır.
Dijital Çağ ve Dönüşen Dünya sempozyumunda, bireylerin ve toplumların hayatını giderek daha çok belirlemeye başlayan dijital teknolojiyi kutsamadan veya reddetmeden, sadece bu yeni durumun doğası ve etkileri üzerine düşünmek ve Sivil Toplum Kuruluşları için farkındalık oluşturacak yeni açılımlar sağlamak hedeflenmiştir.
SEMPOZYUM ANA BAŞLIKLARI
- Dijitalleşme ve Dünyanın Dönüşümü
- Dijitalleşme, Fırsatlar ve Tehditler
- Dijitalleşmenin İnsanın Bilişsel ve Fizyolojik Yapısına Etkileri
- Dijital Dönüşüm ve Kamusal Alan
- Bilişim ve İletişim Teknolojilerinin Sosyal Etkileri
- Dijitalleşme ve Gerçeklik Algısı
- Yeni Medya ve İletişimin Değişen Doğası
- Dijital Dönüşümün STK’lar Üzerindeki Etkisi
- Dijital Dönüşüm ve STK'ların Uyum Kapasitesi
Anadolu Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Aldemir ve Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Alpcan, 24 Mayıs 2022 Salı Günü İlim Yayma Cemiyeti Genel Merkezini ziyaret ederek Yönetim Kurulu üyesi Dr. İsrail Kışla ile görüştü.
Görüşmede kurumların yapmış olduğu benzer faaliyetlerden ‘Evde Karakter Eğitimi’ ve ‘Marifet Okulu’ programlarının değerlendirmesi yapılırken iş birliği içerisinde içeriklerin zenginleştirilmesine yönelik planlamalar yapıldı. Bu program için Tire Kitap tarafından hazırlanan Türkçe ve Arapça yayınlar takdim edildi.
Anadolu Federasyonu’nun yeni dönem için yetkinleştirme temelinde ele aldığı eğitim, gençlik ve aile konularına ek olarak göç konusu özelinde Türkiye içinde ve sınır dışında Anadolu Kültür Merkezlerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmeler yapılarak fikir teatisinde bulunuldu.
Son olarak ülke ve dünya gündeminin değerlendirildiği görüşmenin düzenli aralıklarla tekrarlanması temenni edildi.
Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı.
Anadolu Federasyonu Yönetim Kurulu federasyon genel merkezinde toplandı. Anadolu Federasyonu yönetim kurulu üyelerinin katıldığı toplantıda faaliyet gündem maddeleri ile güncel gündemler ele alındı.
Rutin gündemlerin haricinde uluslararası Sivil toplum kuruluşları ile kurulacak işbirlikleri, üye derneklerin Akreditasyon çalışmaları ve sürdürülen proje çalışmaları ele alındı. Ayrıca toplantıda Afganistan ve Afrika ülkelerinde kurulacak Anadolu Kültür Merkezleri de ele alındı. Sosyal medyanın etkin kullanımının, kitap okuma ve kültürlenme çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda,16.sı düzenlenecek Anadolu Buluşmaları için içerik ve organizasyon planlaması yapıldı. Toplantıda sivil toplum kuruluşlarının sivil toplumun bir cüzü oldukları toplumun her bir yarasına deva olmak adına sürdürdükleri faaliyetlerde işbirliklerinin önem arz ettiği, tematik faaliyet ve projelerle sorunlara çözüm üretilebileceği değerlendirildi.
Ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik buhran ve savaş gündemlerinin ayrıca ele alındığı toplantıda Türkiye’nin üstlendiği barışçıl arabuluculuk rolünün dünya kamuoyunda ülkemizi güçlü kıldığı ifade edildi.
Anadolu Federasyonu İnsan Kıymetleri ve Teşkilatlanma Birimi tarafından üye kuruluş dernek başkanlarına yönelik düzenlenen ve Savaş Ş. Barkçin’in kaleme aldığı “Anadolu İrfanı” adlı eserin kritiğinin yapıldığı kitap tahlil programı, 27 Mayıs Cuma günü çevrimiçi ortamda gerçekleşti.
Anadolu Federasyonu Teşkilatlanma ve İnsan Kıymetleri Birimi Başkanı Gazi Kılıçparlar’ın yanı sıra Türkiye genelindeki federasyon üye kuruluş başkanlarının katılımıyla yapılan programın moderatörlüğünü Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Sefa Çakır yaptı.
Kitabı bölümler halinde değerlendirmeye alarak katılımcılara aktaran Mustafa Sefa Çakır dışında söz alan dernek başkanları, esere dair kendi notlarını hazirûna sunarak programa katkı verdi. Tahlil etkinliğinde öne çıkan başlıklar ise şu şekilde oldu: “müminin yolu da yönü de Allah’ın yolu ve yönüdür. Ama iki asırdır Müslümanlar olarak yolumuzu ve yönümüzü kaybettik. O yüzden nereye gideceğimizi, nereye yöneleceğimizi şaşırıyoruz. Yola koyulmada, yolu tutturmakta zorlanıyoruz. Daha acısı, yön ve yol yamulmasının pek farkında değiliz. Kuvvetimizi de zaafımızı da yanlış tanımlıyoruz. Peki, kendimizi nasıl buluruz? İrfanın tarifinde bunun cevabı var. “Kendini tanıyan Rabbini tanır.” Burada “kendi” denilen “Rabbimizin kulu” demektir. Bugün eğer kendimizi kaybetmiş isek o hâlde önce kendimizi Rabbimiz’in yolunda bulmamız gerekiyor, irfan, amelle erişilen bir nimettir, mürşidimiz aynı zamanda mücadele atmosferimizdir, herkeste firavunlaşma tehlikesi vardır, bir toplumda bananeciliğin artması büyük tehlikedir, akıl ve nefis birbirinin zıddıdır, hayali olmayanın hayal kırıklığı olmaz, ümidimizi kestiğimiz şeyden hür, tamah ettiğimiz şeyin kölesi oluruz, güzel hasletler servettir, başkalarıyla da paylaşılmalıdır”. Kitapta irfanın farklı boyutlarıyla da ele alınması gerektiğine dikkat çeken katılımcılar, ilim ve irfan bütünlüğüne vurgu yaparak, kutsama anlayışının İslam’la bağdaşmadığını belirtti.
Genel Merkezimizde düzenli aralıklarla yapılan kitap tahlillerinde bu hafta Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı İstanbul Kitap Kahve’de 24 Mayıs 2022 tarihinde tahlil edildi. Ahmet Hamdi Tanpınar Çocukluğu, babası kadı olduğu için Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde geçmiştir. Antalya’da lise eğitimini tamamlamasın ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine kaydoldu. Zamanın önemli isimlerinden eğitim aldı. Hayatı boyunca farklı alanlarda görev almış olan Tanpınar, sonunda akademiye tekrardan dönüş yapmıştır.
Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından yazılan “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adlı roman anı biçiminde yazılmış ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde ana karakter Hayri İrdal’ın çocukluk dönemi ve çekmiş olduğu sıkıntıların anlatıldığı romanın ikinci bölümünde askerden terhis olup hayat mücadelesine atıldığı ve muhabbet esiri olarak Abdusselam Bey’in konağında yaşadığı döneme vurgu yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun simgelendiği konakta her milletten insan ağırlanmakta, eldeki imkanların kaybolmasıyla ihtişamın sürdürülmesi adına borç alınarak sonun hazırlandığı görülmektedir. Cumhuriyet dönemi ile başlayan kültürel değişimlerin ve başkalaşan yönelimlerin gizliden eleştirildiği bölümde halkın eski ile yeni arasında bocaladığı batı ile doğu arasında sıkıştığı anlatılmaktadır.
Üçüncü bölümde kitabın ana konusu olan enstitünün inşası, ana karakterin hayatını değiştiren Halit Ayarcı’nın enstitü konusunda insanları ikna çabasından bahsedilmektedir. Halit Ayarcı ve Hayri İrdal’ın bilgi ve realiteye yaklaşımların zıt olmasına rağmen birbirini tamamlayan karakterleri kurgulanan enstitünün başarıya ulaşmasına katkı sağlamıştır.
Kitabın son bölümünde kurumsallaşmasın artırılması adına yapılan çalışmalardan ve bina tasarımından söz edilmektedir. Amerika’da saat severler cemiyetin kurulup irtibata geçildiği dönemde bina tasarımı için yoğun bir çaba sarf edilmektedir. Enstitü çalışanlarının bir hayal ürünü olan enstitü binasının tasarımını kabul edip saat evleri hakkında ikna olmamaları Halit Ayarcı’nın mücadele azmini yitirmiştir. Halit Ayarcı’nın ortadan kaybolmasıyla enstitü tasfiye ile karşı karşıya kalmıştır.
Edebiyat tarihimizin en ironik romanlarından olan Saatleri Ayarlama Enstitü’sünde simge ve semboller olabildiğince kullanılmıştır. Türkiye toplumun 1. Dünya Savaşı’nın ardından içinde bulunduğu bunalımla beraber yenilenme ve değişim çabaları hicvedilmiştir.
Vakıflar ülkemizde yardımlaşma ve dayanışma ruhunun güçlendirilmesi ve sosyal sermayenin arttırılabilmesi için inşa edilen, geçmişten günümüze gündelik hayatın vazgeçilmez toplumsal kurumlarından birisi olmuştur. Yüz yıllar boyunca özellikle barınma, eğitim, sağlık hizmetleri başta olmak üzere sosyal dayanışmayı güçlendiren Vakıflar, toplumsal ihtiyaçları karşılayan ve diğer yandan taraflara doğrudan ya da dolaylı olarak ekonomik etkileri olan faaliyetleri devam ettirmişlerdir. Osmanlı Devleti’nde de bu yapı etkin olarak işlemiştir. Osmanlı’da hayat bir yardımlaşma olarak en ücra coğrafyalarda yaşayan insanlara dahi ulaşmıştır. O dönemde insanların sosyal ihtiyaçlarını karşılamada vakıflar çok etkili olmuştur. Osmanlı’nın, sosyal ve iktisadi hayatının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Genel bir ifadeyle insanın sahip olduğu bir mülkü üzerinde hiçbir tasarruf hakkı kalmamak üzere süresiz olarak hayırlı bir işe tahsis etmesi demek olan vakıf, bir müessese olarak Türk-İslâm medeniyetinde her alandaki güzel örnekleriyle var olmuştur.
İslamiyet’te vakıflar insanların başka canlılar için çeşitli hizmetleri yerine getirmesi için kurulmuştur. Bugüne geldiğimizde ise vakıflar toplumun maddi ve manevi her türlü ihtiyaçlarında yardımına koşan, gerçekleştirdiği birçok sosyal ve kültürel etkinlik ile ülkemizde ve dünyada katma değer sağlayan kurumlarından olmuştur.