Anadolu Federasyonu

Anadolu Federasyonu, bu topraklarda oluşan siyasi, sosyal, kültürel ve teşkilatlanmaya dair tecrübeyle birlikte, Müslüman toplumların ve insanlığın ortaya koyduğu birikime dayanan sivil bir harekettir. Bu anlamda hareketimiz özgün, kökü derinlerde olan, dinamik bir yapılanmadır. Edindiği tecrübi birikimi her an yeni bir çalışmaya dönüştürerek yapısal kimliğini güçlendiren Anadolu Federasyon; tüm insanlığa, özelde ise İslam dünyasına ve üzerinde yaşamakta olduğumuz toprakların insanlarına çeşitli alanlarda hizmetlerde bulunmaktadır. Gençlik, kadın, aile, eğitim, sosyal yardım, fikir, kültür ve sanat; hareketimizin faaliyet alanlarından bazılarıdır.

Anadolu Federasyonu, değişen dünya, İslam dünyası ve Türkiye koşullarını doğru okuyarak, bu koşulların gerektirdiği ruh, yapılanma ve perspektifle, tarihi misyonunu yerine getirme azmiyle hareket etmektedir.

Ehliyet ve liyakatin, katılımcı meşveretin ve kurumsal önderliğin esas alındığı, insan/aile merkezli ve medeniyet eksenli bir anlayışla çalışmalarını sürdürmektedir.

İslam dünyasının ve insanlığın birikiminden yola çıkarak uyguladığı örgütlenme modeli ile canlı bir yapıya sahip olan hareketimiz, bünyesinde oluşturduğu teşkilat, birim ve komisyonlarla geniş katılımlı ve sürekli yenilenen bir yönetim mekanizmasına sahiptir.

Nitelik ve ehliyet sahibi insanlardan oluşan birim ve komisyonlar, alanlarındaki çalışmaları daha ileriye ve daha güzele ulaştırmak için uygulamaya dönük çözümler üretmektedir.

Adalet, özgürlük, hikmet, ibadet, dayanışma, ahlak, istişare, kardeşlik, ümmet, fikir gibi kavram ve olguları önemseyen bir düşünce ve tasavvur dünyasına sahip olan Anadolu Federasyonu; tanımlamaktan çok tanımaya, anlatmaktan çok anlamaya dayalı bir yaklaşımı esas alır. İçinde bulunduğu toplumda yer alan farklılıklara ve farklı düşüncelere karşı saygılı olmayı önemser. Hareketimiz; inandığı değerleri toplumsallaştırmak için çok yönlü çalışmalar yapar ve toplumsal sorunlara duyarlıdır. Yaşanan problemler karşısında ilgili taraflarla müzakereye ve çözüm üretmeye dayalı bir yöntemi benimser.

Anadolu Federasyonu, insanımızı tarihiyle, değerleriyle ve insanlıkla yeniden buluşturmak için inancımızdan, tarihimizden, kültürümüzden ve insan zenginliğimizden kaynaklanan potansiyelimizin ortaya çıkarılmasına çaba göstermekte ve bu çabaya, üretip geliştirdiği fikriyat, model, ürün, proje ve en önemlisi yetişmiş insan gücüyle katkı sağlamaktadır.

Anadolu Federasyonu; ülkemizin doğusunda ve batısında, kuzeyinde ve güneyinde yer alan çeşitli il, ilçe ve beldelerde aynı idealler için çalışmalar yapan kuruluşların birlikteliğinden oluşmaktadır.

Anadolu Federasyonu, bütün insanlığın kurtuluşu olacak girişimler için aldığı tarihî misyonu yerine getirme azim ve çabasındadır.

Parçalanmış, birbirine yabancılaşmış; fikirde, tasavvurda, eylemde birbirinden ayrılmış insanlarımızı bütünleştirmek; inancın, vicdanın ve özgürlüğün sesi olmak için sürdürdüğü çalışmaları, her daim yenilenerek ve güçlenerek devam ettirmektedir.

Hareketimiz, güçlü bir kurumsal üst çatı kimliğiyle üyesi olan tüm sivil yapılar arasında sürdürülebilir gelişim, birlik ve koordinasyonu sağlamak amacıyla; temsil, yönetim, koordinasyon, denetim gibi bazı temel sorumlulukları üstlenir. Her düzeyde ilişki kurmayı sağlar ve bu ilişkilerin geliştirilmesine öncülük yapar. Genişleyen halkalar şeklinde, yakından uzağa, tüm insanlığı kuşatacak bir perspektifle; iyinin, doğrunun, güzelin, bilgi ve becerinin paylaşıldığı bir birliktelik sağlamayı amaçlar. Yeryüzünde tüm canlılar için varlık âleminin hukukunu gözetecek güveni tesis etmek için çalışır.

Misyonumuz;

Hareketimize üye olan sivil yapılar arasındaki iş birliği ve koordinasyonu, “katılımcı meşveret ve kurumsal önderlik” anlayışımızla gerçekleştirmek. Hakkaniyetin esas alındığı, medeni bir dünya için sahih bilgi, salih amel ve sağlıklı iletişim imkânlarını geliştirmek.

Hakk’ın değerlerine bağlı ve halkın içinde yaşayarak zamanın ruhunu kavrayan dinamik bir eğitim ve davet ile neslin ıslahı ve arzın imarına katkıda bulunmak.

Üye kuruluşlar arasında bilgi, beceri, tecrübe ve görüş alışverişini sağlayarak “birlik” gayesi çerçevesinde ortak refleksler geliştirmek ve kurumsal kazanımlar sağlamak.

Eğitim, kültür ve yardımlaşmayı esas alan tüm üye kuruluşlarla birlikte daha adil ve daha iyi bir dünya için iş birliği içinde çalışmalar yapmak, bu kapsamda gerekli yapısal düzenlemeleri oluşturmak.

Ulusal ve uluslararası mekanizmalara etkin surette katılımı sağlamak. Gelişen durum ve koşullara göre üye kuruluşların katılımını sağlayarak ortak tavır belirlemek, projeler geliştirmek, inisiyatif almak ve izleme komiteleri kurmak. İnsanların ancak tükettikleriyle var oldukları yenidünya düzeninin tüketim anlayışına karşı durarak her alanda ürettiklerimizle var olmak.

Hayatta yer işgal eden değil, yer açan, değer üreten insanlardan oluşan bir hareket ve topluluk oluşturmak.

Anadolu Federasyonu, bugüne kadar büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürdüğü mücadelesini belli prensiplere dayanarak devam ettirmektedir. Bu ilkeler ilhamını vahiyden ve insanlığın ortak doğrularından alır.

Tevhidi Esas Almak

Tevhid, bizim dünya görüşümüz ve yaşam biçimimizdir. Tevhidi sadece Allah’ı birleme olarak değil; aynı zamanda insanın ruh, beden ve zihin bakımından bütünlüğe erişmesi olarak anlıyoruz. Tevhid inancı, insanın varlık yapısını bölerek anlayan bütün eğilimlerin, toplumları parçalayarak birbirine düşüren her türlü ayrıcalık, sömürü ve büyüklenme gayretlerinin reddini gerektirir. Çünkü Allah’tan başka ilah kabul etmemek, insan üzerindeki bütün tahakküm biçimlerini reddetmek demektir. Zira tevhid bireye özgürlük, topluma adalet bahşeder.

Adaleti İkame Etmek

Bizler, toplumun bir kesimi veya kendimiz için değil; tüm kesimler için hukuk, adalet ve özgürlük arayışı içindeyiz. Yeryüzünün neresinde olursa olsun zulme uğramış, adalet arayan insanlara imkân ölçüsünde cevap vermek, insani ve İslami sorumluluğumuzdur. Mağdura kimliği, mazluma dini sorulamaz. Kim olursa olsun adaletsizliğe maruz kalana destek olmak, en yakınımız dahi olsa zalime karşı durmak bir zorunluluktur. Bu nedenle özgürlük, dilemek ya da dilenmekle değil, adaleti ayakta tutan bir direnişle elde edilebilir. Başkasının hukukunu ve özgürlüğünü kendi hukuk ve özgürlüğümüzü savunduğumuz oranda adil, özgür ve ahlaklı olabiliriz.

Ahlak Temelli Olmak

İslam bizlere emniyet, esenlik, duyarlılık, kardeşlik, eşitlik, takva, itidal, iyilik, barış, sorumluluk, sevgi, paylaşım ve dayanışma temelinde bir ahlaki değerler manzumesi miras bırakmıştır. Karşıtlarının bile hayran olmaktan kendini alıkoyamadığı ahlak timsali bir Peygambere ümmet olmak, her bir

Müslümanın pratik şahitliğiyle ispat edeceği bir sorumluluktur.

Bilgiye Dayalı Olmak

Gelenekten kopmayan bir yenilenmeyi, vahyi göz ardı etmeyen bir tefekkürü, taklidi aşan bir içtihadı ve gelişmeye/ sürekliliğe açık bir usulü, Müslüman aklın yeni bir hamle üretmesi için zorunlu görüyoruz. Bunun için ezberlerimizi bozmayı, kalıp yargılar üzerinden devrettiğimiz fikirlerimizi sorgulamayı, her farklılığı inançsızlık olarak görme alışkanlığımızı terk etmeyi göze alıyor ve pergelin ayağını olabildiğince geniş tutmayı bir inanç ve ahlak ilkesi olarak benimsiyoruz.

Eğitimi Öncelemek

Eğitim ve kültürü, hareketimizin temeli saymaktayız. Bütün kesimleri ve bütün alanları kuşatan eğitim ve kültür çalışmalarımızın sürekli güncellenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu inançtan hareketle toplumun maddi ve manevi gelişimi için, dini bilginin yanı sıra, doğal ve beşeri kaynakları kullanma perspektifi kazandıran, bilinç düzeyi yüksek eğitim programları geliştirmeye devam ediyor; eğitim ve kültürün, sanattan edebiyata, bilimden sosyal yaşama kadar hayatın her alanında bilince dönüşmesi için gayret ediyoruz.

İnsanı Merkeze Almak

Bizler, İslami mücadeleyi insani mücadeleden ayırmıyor, insanın onur ve haysiyeti için verdiğimiz mücadeleyi İslami mücadelenin bir boyutu olarak telakki ediyoruz. Her insanın fert fert önemli olduğuna inanıyor ve ihmal edilecek, yok sayılacak hiçbir değerimizin olmadığı bilinciyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aidiyetlerimizi, teşkilatlarımızı ve hayata temas eden bütün faaliyetlerimizi bu değerlere göre inşa etmeye çalışıyoruz.

Aile Odaklı Çalışmak

Aile merkezli çalışmalarımızı sağlıklı iletişim, sahih bilgi ve salih amel olmak üzere üç temel dinamik ekseninde yürütme çabasındayız. Birbirine emanet edilen fertler olarak aileyi İslami mücadelenin merkezine taşımayan hiçbir hareket kalıcı olamaz. Bu anlamda aileyi, toplumsal inşa sürecinin temel unsuru olarak kabul ediyor; aile ile başlayan bilinçlenme sürecinin kadın, erkek, çocuk, yaşlı, bütün insanları kuşatması halinde başarıya ulaşacağına inanıyoruz.

Toplumsal Barış ve Düzeni Savunmak

Onlarca dini, etnik, felsefi, kültürel unsura binlerce yıldır ev sahipliği yapan coğrafyamızda, bütün unsurların kendisini evinde hissedeceği bir güven iklimini oluşturmak temel bir hak ve sorumluluktur. Herkesin ve her kesimin hakkı verilmeli, hukuku gözetilmelidir. Hiç kimse başkasına hakkının verilmesini, kendi hukukunun bir kaybı olarak görmemelidir. Renklerin ve dillerin farklı olması, Allah’ın ayetlerindendir. Kendi tercihimizle edinmediğimiz özelliklerimiz dolayısıyla kimseyi baskı altına alma ve onlar üzerinde tahakküm kurma hakkına sahip olamayız.

Devlet Telakkisine Sahip Olmak

Devlet, özünde halkın örgütlü hali, toplumun tamamına ait olan bir mülkten başka bir şey değildir. Gücünü, toplumun aleyhine kullanan bir devlet, meşruiyetini yitirir. Devlet bir güneş gibi altında yer alan herkesi ısıtmalıdır. Devlet, otorite ve güç, bir mümin için sadece iyiliği yayma ve adaleti ayakta tutma vasıtasıdır. Bize göre İslami mücadelede aslolan bireyin ve toplumun hayatında dini ve ahlaki bir dönüşüm gerçekleştirmektir.

Bu dönüşümü gerçekleştiren toplumların İslam’ın hayat veren hükümleriyle yönetilme talepleri, meşru ve inkâr edilemez bir haktır.

Birlikteliği Önemsemek

Bizler birlikte yol yürümeyi önemli görüyoruz. Kur’an’ın, Hz. Peygamber’in müminlerle olan ilişkisini, “ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır” şeklinde tasvir etmesinde olduğu gibi, birlikteliklerin temel fonksiyonlarından birinin, kişiyi özgürleştirmek olduğuna inanıyoruz. Dini gruplar veya cemaatler, İslam’ın temel değerlerinin yanı sıra, İslam toplumunun ve bütün insanlığın ıslahı ile çevrili bir meşruiyet sınırında bulunmaktadırlar. Bu sınırları aşan hiçbir yapı veya oluşum meşru görülemez. Meşru sınırlar içinde kalan her birey veya grubun, bir diğeri kadar var olma ve yaşama hakkı olmalıdır. Hiçbir dini kişilik, eğilim veya grup, din anlayışını ‘dinin kendisi’ olarak gösterme; yoruma açık bir meseleyi değişmez bir sabite olarak dayatma; insanların samimi niyet ve beklentilerini, bir çıkara dönüştürme hakkına sahip değildir.

Mezhebi Farklılıklara Hassasiyet Göstermek

Mezhep ve ekoller İslam dininin anlaşılması ve yaşanmasında ortaya çıkan problemleri çözmek için üretilen farklı fikir ve kanaatleri temsil etmektedirler. Mezhepler, İslam kültür ve medeniyetinin zenginliğini gösteren beşeri mekteplerdir. Biz, İslam tarihinde ortaya çıkan bütün itikadi, fıkhi ve fikri ekolleri İslam’a getirilen yorumlar ve tartışılabilir tercihler olarak görüyoruz. Hiçbir yorum, İslam ile özdeşleştirilemez ve hakikatin tamamını kuşatamaz. Bugüne kadar İslam’ın yaşanması ve Müslümanların gelişmesi adına doğru ve samimi çabalarla öne çıkmış bütün şahıs veya eserler, mezhebi veya ekolü ne olursa olsun değerli görülmeli ve istifade edilmelidir.

Vasat Çizgide Olmak

Gerekçesi ne olursa olsun şiddet, baskı ve dayatma kabul edilemez. Şiddet, tekfir ve ötekileştirmeyi dinin egemenliği için araç kılmak, dine hakaret, dindara zulümdür. Bize göre vasat ümmet olmak, bağışlanan bir lütuf değil, ahlaki erdemlerle ulaşılabilecek bir mertebedir. Müslüman olmak bu mertebeye ulaşmayı garanti etmez, ancak emek ve gayretle çalışmayı zorunlu kılar.

Kardeşliği Savunmak

Irkı, cinsiyeti, kültürü, mezhebi ve coğrafyası ne olursa olsun, bütün Müslümanlar kardeştir. Kardeşlik, diğer Müslümanlarla ilişkilerde İslam’ın belirlediği bir hukuk zemininde karşılıklı sorumluklar taşımayı gerektirir.

Vahdeti Amaçlamak

Ümmetin vahdeti sadece politik bir zarurete değil, öncelikle dini-ahlaki bir temele dayanmalıdır. Vahdete giden yolun önündeki engeller, zihinlerdeki parçalanmışlığa son vermekle aşılabilir. Müslümanların, emperyalist emeller, bölücü ve parçalayıcı niyetler karşısında tek yürek olabilmesi; her şeyden önce mezhep, cemaat, ırk, dil ve coğrafya gibi farklılıklara dayanan aidiyetlerini, İslam’ın tevhid ve vahdet anlayışının önüne geçirmemeleriyle mümkün olabilir.

Ümmet Şuuruna Sahip Olmak

İdeolojik, etnik, ırkçı, mezhepçi körlüklerin sadece emperyalistlerin elini güçlendirdiğine inanmaktayız. Sadece kendimize, hareketimize, taraftarlarımıza değil, tüm topluma yönelip açılmayı; sadece dindar insanları değil, her kadını ve erkeği onurlandırmayı, ümmet olmanın vazgeçilmez ilkesi olarak görüyoruz.

Medeniyet Perspektifli Hareket Etmek

İslam, dünyayı ve içindekileri tehdit eden modern Batı uygarlığına karşı durabilecek tek imkândır. Yeryüzünü imar etmekle görevli olan Müslümanlar, medeniyet düzleminde barış, tearüf, diyalog ve müzakere zemininde bir ilişki geliştirmelidirler. İnsanlığın birikim ve tecrübelerini taşıyan farklı kültür ve medeniyetlerle ‘çatışma’ yerine ‘anlama’ya dayalı bir b akış açısı geliştirilmeli, hikmet değeri taşıyan unsurlar alınmalıdır. İnsanlarla değil, yanlış ve kötü olan anlayışlarla mücadele edilmelidir.

Davet ve Islah Çabasında Olmak

Yeryüzü ve insanlık şu an en ciddi çıkmazlarından birine şahit olurken, yaşadığımız ortamlara vahyin diriltici soluğunu yeniden taşıyan davetçiler olmayı en önemli görevlerimiz arasında biliyoruz. Kabuğumuza çekilmeyi, rehavete kapılmayı, tembellik göstermeyi, nebevi mirası yüz üstü bırakmak olarak addediyor; davetçi duyarlılığını bir kimlik olarak taşımaya, bunu bir yaşam biçimine dönüştürmeye çalışıyoruz.

Kulluk Bilincini Canlı Tutmak

Her Müslüman ibadet ve kulluk bilinci içinde olmalı, zamanı ve mekânı imanına şahit kılmalı ve İslam’ın şiarlarına hürmet göstermelidir. İç dünyasında mücadeleyi kaybeden insanlar dış dünyada kalıcı zaferler elde edemezler; iç hesaplaşmasını erteleyen insanlar da ruhi derinliğe ulaşamazlar. Bizler davet ve ıslaha kendi nefsimizden başlamayı, İslam’ın emir ve yasakları hususunda titiz davranmayı ve takva üzere yaşamayı bilhassa İslami mücadeleye gönül vermiş insanlar üzerinde bir borç olarak görüyoruz. Çaba ve gayretlerimizin nihai amacı Allah’ın rızasına ulaşmaktır.

Kazançta Emeği, Mülkiyette Emaneti, Paylaşımda Adaleti Esas Almak

Mülkün gerçek tek sahibi Mâlik olan Allah’tır. Mal ve varlık, mutlak mülkiyet hakkı sadece Allah’a ait olan emanetlerdir. Bundan dolayı İslami duyarlığa sahip tüm teşkilat ve yapılar kazançta emeği, mülkiyette emaneti, paylaşımda adaleti esas almayı vazgeçilemez bir görev olarak bilmelidir.

Tabiatı Korumak

Tabiatın sahibi insan değil Allah’tır. İnsana sadece tasarruf hakkı verilmiştir. Herkes tabiatı emanet bilinciyle korumak ve öldüğünde aldığı durumdan daha iyi bir şekilde bırakmakla mükelleftir. Yeryüzünün halifesi olmak, neslin ıslahı kadar, arzın imarını ve tabiatın korunmasını da zorunlu kılar.

ANADOLU FEDERASYONU TEMEL ESASLARI

Anadolu Federasyonu, uzun mücadele sürecinden ve Müslümanların geçmiş uygulamalarından edindiği tecrübelerle aşağıda belirtilen hususları bir hareket ahlakı olarak benimsemiştir.

Katılımcı Meşveret

Teşkilatlarımızda ve yürüttüğümüz bütün faaliyetlerde katılımcı istişareye dayalı işleyişi esas alıyoruz. Katılımcı meşveret, teorik ve pratik çaba içerisinde olan insanlarımızın görüş ve düşüncelerini önemsemeyi gerektirir. Birlikte faaliyet gösterdiğimiz kuruluşlarımızla geniş bir istişare zemini oluşturarak ülkemiz, İslam ümmeti ve tüm insanlık ailesinin dünü, bugünü ve geleceği arasında köprüler kurmayı temel bir şiar olarak kabul ediyoruz.

Kurumsal Önderlik

Bir kişi ile değil ortak akılla, bireylerle değil katılımcı meşveretle ortaya çıkarılmış değer ve ilkeler çerçevesinde işleyen kurumsal yapılarla önderlik fonksiyonunun yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Önderlik yapısı, sürekli-kalıcı değil, yenilenmeye açık olmalıdır. Kurumsal önderlik, herkesin fikri ve fiili katkısının dikkate alınmasını, değerlendirilmesini ve istişare süreçlerinden sonra paylaşılmasını teminat altına alır. Bu nedenle kurumsal önderliği, güçlü bir temsiliyet ve sürdürülebilir bir hareket tesis etmenin zorunlu koşulu olarak görüyoruz.

İlkeli ve Bağımsız Olmak

Temel değerlerimizi toplumsal ve siyasal koşul ve beklentilere göre değiştirmeyi bir zül olarak görüyoruz. Fikriyatımızı ve kurumsal işleyişimizi, ilkelerimize ve imkânlarımıza dayanarak oluşturup sürdürmeyi ilkesel bir tutum olarak benimsiyoruz.

Gönüllülük

Çalışmalarının karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyen gönüllü insanların oluşturduğu teşkilatlar, sadece sessiz kitlelerin umut ve beklentilerine karşılık vermiş olmanın yanında insanlığa rehberlik edecek şahsiyetlerden oluşan güçlü bir gelenek de tesis etmiş olurlar. Biz fedakârlık, diğergamlık, hoşgörü, paylaşım ve sorumluluğu hareketimizin temel motivasyonu olarak görüyoruz.

Yerlilik

Evrensel düşünmek, yerel değerlerin tasfiyesini gerektirmediği gibi, yerel olmak da içe kapanmayı, geçmişini ve tecrübesini kutsal ve yegâne olarak görmeyi gerektirmez. Bizler Müslüman toplumların kendi tarihsel ve kültürel farklılıklarını koruyarak ümmeti oluşturmaları gerektiğine inanıyor, milletimizin tarihsel ve kültürel birikimini, yaşadığımız toplumun değişim ve dönüşümünde önemli bir kıstas olarak değerlendiriyoruz.

Kuşatıcılık

Bizler bir kuşak hareketi değil; kuşakların birlikte yürüdüğü bir hareketiz. Toplumun belli bir kesimini değil; tüm kesimlerini önemsiyor ve ona göre bir yapılanmayı esas alıyoruz.

Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik

Fikri ve fiili bütün çalışmalarımızı ilkelerimiz, çalışma esaslarımız ve yetkili kurullarımıza dayanarak sürdürme çabasındayız. Sorumluluklarımız çerçevesinde yapageldiğimiz çalışmaları bir hareket bütünlüğü içerisinde nitelikli, verimli, planlı, programlı, ölçülebilir, hesap verebilir, açık, özgün, şeffaf bir yapıya kavuşturmaya gayret ediyoruz.

Teşkilatçı ve Planlı Olmak

Müslüman halkların yeniden ayağa kalkma mücadelesi verdiği asrımızda, teşkilatlar ve örgütlü yapıların kurulması zorunludur. Örgütlü şer odaklarına karşı örgütsüz kalmak zillete mahkûm olmaktır. Ancak teşkilat, hiçbir zaman insanı aşmamalıdır. Teşkilat ve örgütler araç, insan ve değer amaçtır. Ruhunu ve amacını kaybeden teşkilatlar insana; ruhsuz ve amaçsız insanlar da teşkilatlara bir değer katamaz. Bu nedenle insanı ve değeri merkeze alan nitelikli teşkilatlar kurmaya çalışıyoruz.

Yenilikçilik ve Üretkenlik

Hayatın en küçük alanlarından en temel ilmi meselelere varıncaya kadar İslam’ın öngördüğü ilkeler doğrultusunda imal-i fikirde bulunmak bir zarurettir. Müslümanlar dinamik, yenilikçi ve esnek fikirler ve kurumlar geliştirmelidirler. Bize göre İslam’ın temel değerlerini göz önünde bulundurmak kaydıyla ortaya atılan her türlü düşünsel çaba ve kurumsal teşebbüs tartışılabilir ve tecrübe edilebilir. İslam’ın ebedi ve değişmez hükümlerini, ebedi olmayan ve sürekli değişen dünyada gerçekleştirmek için çok yönlü ve üretken bir mesai sergilemek, her Müslümanın görevidir.

Duyarlılık

Hayatın içinde olmak, gelişmelere bigâne kalmamak, İslami hassasiyetini en üst düzeyde tutmak, her Müslüman için temel bir görevdir. İslam’ın olduğu yerde kayıtsızlık yoktur. Müslüman olmak duyarlı olmaktır. İslami çalışmalar hayatın farklı alanları olan siyaset, ekonomi, kültür, spor ve sanata indirgenemeyeceği gibi bunlardan büsbütün uzak da değildir. İslam’ı hayatın bütün alanlarına ilke ve istikamet kazandıran bir sistem olarak kavrayan nesiller yetiştirilmelidir.

Evrensellik

İslam zamanı ve mekânı aşan bir değerler sistemi getirmiştir. Bütün insanların en külli sorunlarına çare olabilecek bir donanıma sahiptir. İslam’ın evrensellik donanımını, bugünün insanı için aktüel hale getirecek olanlar ise Müslümanlardır.

Derinlikli Olmak

İnsanlarımızın özellikle gençlerimizin kuşatıcı bir vahiy kültürünün yanında tarih bilincine ve felsefi derinliğe ulaşmalarını önemsiyoruz. Sadece sloganların ardından giden, yüzeysel yaklaşımlarla yetinen, her türlü yönlendirmeye açık, hamasi bir tutum ve yaklaşımdan uzak durmalarını; buna karşılık ahlaki asalete sahip olmalarını ve bilgide derinleşmelerini arzu ediyoruz.

Gençliği Önemsemek

Gençlerimizin yarınımız olduğuna yürekten inanıyor, İslami mücadelede gençlerin inisiyatif almalarını önemsiyor, istikrar ve kalıcılığın teminatı olarak görüyoruz. Onların düşünen, okuyan, yazan ve söylem geliştiren bir aşamaya ulaşmaları için her türlü kültürel ve sosyal ortamı hazırlamaya gayret ediyoruz. Bu yaklaşımdan hareketle yönetim alanlarımızda gençlere alan açmayı, kuşakların birlikte hareket etmelerini bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Eleştiriye Açık Olmak

Tüm çalışmalarımızda, iyi niyetli ve doğru eleştiriyi, gelişmenin ve istikamet bulmanın vazgeçilmez şartı olarak görüyor ve teşvik ediyoruz. Eleştiri kadar özeleştirinin de hayati bir değere sahip olduğuna inanıyoruz. Hareketimiz, çalışmaların belli aralıklarla gözden geçirilmesini, istikamet üzere olmanın bir gereği olduğuna inanmaktadır.

Hoşgörü ve İknaya Dayanmak

Çalışmalarımızda açık, anlaşılır ve makul bir dil kullanmayı tercih ediyoruz. Telkin veya töhmet yerine ikna ve hoşgörüyü esas alıyoruz. Birlikte yol yürüdüğümüz ve aynı inanç değerlerimizi paylaştığımız kardeşlerimizin şahsiyet ve onurunu zedelemeden çalışmayı, muhabbet ve ülfet bağını büyütmeyi bir hareket ahlakı olarak görüyoruz. Bu çerçevede niyette samimiyeti, diyalogda empatiyi, amelde gayreti esas alıyoruz.

Paylaşımcı Olmak

Paylaşımı esas almayı ve ortak tecrübeleri yaygınlaştırmayı, hareket olmanın temel koşulu olarak görüyoruz. Çalışmalarımızda birikimlerimizi paylaşmaya, birbirimize yaslanarak yol yürümeye çalışıyoruz. Bu çerçevede insanımızın ve bütün kurumlarımızın birikimlerini ortak bir havuzda katkıya, tecrübeye, müfredata, modele, uygulamaya ve esere dönüştürme çabasındayız.

Diyalogdan Yana Olmak

Bizler, İslami ve insani duyarlılığı esas alarak çalışmalar yürüten yapı veya kuruluşlarla, hedef ve ilkelerimizi dikkate alarak paylaşımlarda bulunmakta, ortak projeler geliştirmekte bir beis görmüyoruz. Ortak çalışmaları, ümmetin vahdetine ve insanlığın selametine giden yolun anlamlı işaretleri olarak telakki ediyoruz.

Ekonomik Özgürlüğü Korumak

Bağımlılıktan kurtulmak hem kurumsal istikrarı hem de düşünsel özgürlüğü temin eder. Ekonomik ihtiyaçlarını kamu imkânları veya şüpheli ticari ya da politik nitelikteki kişi, kurum ve çevreler üzerinden gideren yapılar, teşkilatlarını bir süre koruyabilirler, ama özgürlüklerini değil. Konuşmak özgürlüğe, konuşmayı sürdürmek özgürlüğü korumaya bağlıdır.

Söz ve eylemde özgürlüğü korumak, teşkilatların kendi ayakları üzerinde durmasıyla sağlanabilir. Bu nedenle ekonomik ihtiyaçlarımızı kendi öz kaynaklarımıza dayanarak gidermeyi önemli bir esas olarak görüyoruz.

Yeni Haberler

İlgili Haberler

Image